Loading...

17 Ağustos 1999.

Gölcük/KOCAELİ merkezli Marmara depreminde 20 binden fazla kişi 7.4 şiddetindeki depremle hayatlarını kaybettiler.

Gazete başlıklarından bir kaçı;

“Halkımız bir oldu”
“Devletle halk elele”
“Tüm partiler birlik oldu”
“Bu halk yüreğindeki bu güçle her türlü engeli aşar”
“Onca mal ve can kaybı vermemize rağmen halk devletle el ele vererek çok kısa zamanda toparlandı”
“Ülke olarak gösterdiğimiz olağanüstü dayanışma ile varlığımızı sürdüreceğiz”

13 Mayıs 2014.

Soma Faciası.

Türkiye’nin Manisa ilinin Soma ilçesinde damar yangını sebebiyle kömür madeninin patlaması ve yangının 2 gün devam etmesiyle gerçekleşen facia.

Gazete başlıklarından bir kaçı;

“Polis ile göstericiler arasında çatışma çıktı”
“Ankara ve Diyarbakır’da çıkan eylemlerde 8 kişi yaralandı”
“Soma’da çıkan olaylar sonrası halk marketlere sığındı”
“Bolu’da toplanan protestocularla, bir grup çatışmaya girdi”
“Tazyikli su ve biber gazıyla yapılan müdahaleler sonucunda Adana’da yüzlerce eylemci yaralandı”
“Devlet halkla bir olamıyor”

Neden özellikle bu iki olayı hatırladım?

Çünkü her ikisi de Allah’tan.
Her ikisine de kader dendi.
Her ikisinde de suçlular var.
Her ikisi de önlemler alınsa daha az can kaybıyla sonuçlanabilirdi.
Her ikisi de cahilliğimizi ortaya çıkardı.

Aradan geçen 15 yıl bile ne yazık ki bize ders olmadı.

Ama iki olay arasındaki tek fark gerçekten çok üzücü.

Artık Türkiye Cumhuriyeti birlik içinde değil.

Parti başkanları bile bir araya gelemiyorken, halkın birlik içinde olması beklenmemeli.

Milletimizin ülkesiyle birlikte bölünmez bir bütün olduğu Millî Birlik ve Beraberlik ilkesi buharlaşmakta.

Vatanı milletten ayrı düşürmeye çalışan zihniyetler türedi.

Farklı görüşlere sahip insanların bile ortak bir amaç uğrunda birleştiği Deprem Felaketi ile 15 yıl sonra gerçekleşen ve farklı görüşlerin sürekli küfürler ve çatışmalarla ayrıştığı Soma Felaketi arasındaki tek fark vatanla milletin ayrılmasıdır.

Geleceğimizin tek güvencesi olan Türk Milleti’nin birlik sevgisi bu zihniyetlerle artık sürdürülebilir gibi gelmiyor.

İçinde bulunduğumuz siyasi kargaşadaki liderler bir türlü milli irade ruhunu halka götüremiyor.

Ne birliktelik var, ne beraberlik var, ne de bir barış var.

Soma Faciasından da dersler çıkaramayacağız.

Aynı mantıkla iş güvenlikleri sağlanacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecek.

Parçalanmayı değil, aynı amaç ve ortak duygular etrafında birleşmeyi gerekli kılan milli birlik ve beraberlik ruhunun kaybolmasıdır beni en çok endişelendiren.

Göz göre göre önlemlerin yeteri kadar alınmadığı bu iki “kader” oyununda hayatını kaybeden tüm insanlara Allah’tan rahmet, geride kalanlara da milli birlik ve beraberlik anlayışından kaynaklanan yetki, sorumluluk ve yükümlülüğün sadece devlete değil, tüm ülkeye ve vatandaşlara ait olduğunu hatırlamalarını dilerim.

FF

2015-08-09T03:36:14+00:00

One Comment

  1. Fıratfahri 16/09/2015 at 1:10 am - Reply

    Devlet dediğiniz şey bir kurgu bence Fırat Bey. Yok bir arada yaşamaktır, uluslararası bir sistemin bir parçası olmaktır gibi bazı mühim nedenleri vardır bence. İşte tam da bu sebepten, yani aslında bi kurmaca olmasından başka da bi niyeti ya da bir amacı yoktur bu müessenin. Haliyle de ne diyeceği ya da ne tepki vereceği bellidir bu abilerin. Öyle yani. Üzme kendini. Sakın yani. Aman diim.

Leave A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.